Avrupa Birliğinin telif haklarına ilişkin uyum yasaları ve bölgesel yayıncılığa ilişkin kısıtlamalarından dolayı Şampiyonlar Ligi Maçlarının yayın hakları, yayınların Türksat’ın iz düşümünde bulunan tüm ülkeleri değil sadece Türkiye’yi kapsayacak şekilde yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Doğan TV de, Türkiye haklarına Star Tv için 2012 yılına kadar sahip olduğu Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında, “Geo Blocking” (bölgesel sınırlama) adı verilen bu sınırlamayı saygı ile karşılamış, bu nedenle söz konusu karşılaşmaları BISS sistemiyle şifreleyerek yayınlamaya karar vermiştir.
Star Tv karasal vericilerden yayınların izlenebileceği gibi D-Smart kullanıcıları da yayınları sorunsuz izleyebilecektir.
Bu açıklama ile başlamıştı uydu alıcısıyla Şampiyonlar Ligi maçlarını izleyememe dönemi. Evinde oturup izleyebilmek için ya soyu tükenmekte olan karasal yayını, ya pek çok yerde bulunmayan kablolu yayını, ya da Türkiye’nin her tarafında bulunan D-Smart’ı kullanmalıydık. Yerseniz tabii…
Gelelim bugüne, Şampiyonlar Ligi’nde yarı finalden itibaren ne olduysa artık D-Smart olmayan sıradan, uyduruk uydu alıcımız maçları şifresiz göstermeye başladı. Lafı uzatmadan buradan Star TV’yi daha önce kendilerinin de beyan ettiği Avrupa Birliği’nin telif haklarına ilişkin uyum yasaları ve bölgesel yayıncılığa ilişkin kısıtlamalarına uymadıkları nedeniyle AB, UEFA, FİFA, CAS ve AİHM’ye şikayet ediyorum. D-Smart stoklarınızı eritebildiyseniz bari bundan sonraki sezonlarda gölge etmeyin.
Galiba su fasulyedende benden baska kiz yok. Hep futbol hep futbol…
🙂 kavga başlatır bu sözler.
Maç hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki…
Öncelikle hakem tam bir faciaydı. Faul bile olmayan pozisyona kırmızı kart, verilmeyen penaltı ilk akla gelenler ama maç içinde inanılmaz hatalar inanılmaz saçmalıklar yaptı. Tam bir fiyaskoydu, yarı finale kesinlikle yakışan bir hakem değildi hatta yardımcıları da buna dahil.
Chelsea zaten sevmediğim bir takımdı artık nefret ettiğin takımlar arasında başı çekiyor. Bir takım bu kadar çirkinleştirmemeli futbolu. Avrupa’nın en güzel olması beklenen son 5 maçının 2 tanesini, rakibi Barcelona gibi güzel futbol hedefleyen takım olmasına rağmen en kötü maçlar olarak tarihe geçirdi sanırım. Bir ara maçın sanırım 40. dakikaları falandı tam 10 tane Chelsea oyuncusu kendi ceza sahası içindeydi 11. adam olan Drogba ise ceza sahası yayının en fazla 4 metre uzağındaydı. Hakikaten adamların tek amacı futbolu çirkinleştirmek.
Son olarak Barcelona’ya gelirsem sanırım o gole Fener finale çıksa sevineceğim kadar sevindim.(: Turun hakkı kesinlikle Barcelona’ydı ve hakeden turu geçti diye düşünüyorum ama Barcelona da bu kadar kötü oynamamalıydı. Defansta Puyol’un, forvette Henry’nin olmaması takımı inanılmaz etkilemiş. Üstüne bir de Eto’o ve Messi gününde olmayınca neredeyse tur gidiyordu.
Neyse çok uzattım gaza gelmişim. (: Final maçı zevkli olacak gibi gözüküyor hele 50-55 dk. gol olmazsa son dakikalar tenis maçı gibi geçebilir. (:
Hakliymis. Sustum.
ben macı izledikce aziz yıldırıma küfrettim,gecen sene su chelseayi elimizden kacırdık,simdi geldigimiz noktaya bak ya.
Bu İgor’un içerisinde Lucescu adını barındıran yorumunun ardından gazetede “Lucescuya teklif” başlığını görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Her sene yapılan transfer geyiği de olsa midemi bulandırıyor. Benim çözümün lucescunun teknik danışman teknik direktöründe Fatih Terim olmasıdır. Belki ozaman Fenerbahçe’yi bırakır amatör takımlara yöneliriz.
Dünkü maça dönersek, Barcelona bu senenin en kötü futbolunu oynadı bir gerçek. Tabi bunda rakibin tatlı sert futboluda büyük rol oynadı. Chelsea’nin gol şansı sadece Drogba’ya bağlıydı.Takımın en golcü adamlarından Lampard bile maç boyunca bir elimizde ki parmaklar kadar ileri çıkmamıştır herhalde.Ben bir tane adam akıllı şutunu hatırlıyorum. Buna karşın şans dahilinde güzel bir gol atıldı.O golde iyice geri çekilmelerine ve hücum faulleri yapmalarına neden oldu. Barcelona’yı çok iyi analiz etmişler . Bir ara Messi yerden kalkamıyordu.Tabi hakem de maçın önüne epey bir geçti. Ben uzun zamandan beri avrupada oynanan maçlar da bu kadar kötü yönetilen bir maç görmedim. Verilen kart, verilmeyen penaltılar açısından değil oyunun geneli açısından felaket bir maç yönetti. Zaten emeklimi ne oluyormuş.
Bana göre ilk maçta Barcelona bu turu haketmişti. Orada rakibinin top oynatmama çabasına rağmen muhteşem bir futbol oynadılar. En azından futbol severlerin istediği bir final oldu.
İgor; Duygusal açıdan bakarsak biz burada bir taraf değiliz izleme nedenimiz, üst düzey futbol izlemek, ayakları uzatmak, birayı açıp doritostan biraya katık yapmak.
Futbol ve kazanma açısından da chelsea özellikle Barcelonada sürekli oyunu durdurma, faul yapma ve çirkefleştirme tarafındaydı. Koca maçta bir kere gelebildiler. Fenerin 35 pas yapıp gol attığı Galatasay durumundaydılar. %30 top oynama yüzdesine karşın gol yememeleride durumu açıklıyor. Aynı oran dün 1-0 öndeyken bile değişmemişti.Sonuçta izlediğimiz maç şampiyonlar ligi yarı finali artık insan burada defansa dönük ama pozisyon vermeyen takım yerine çatır çatır mücadele eden denk güçlerin çarpışmasını istiyor.
İtalya konusunda ki durum ise bu olaydan çok farklıdır. İtalya belkide hiç bir zaman oynamadığı kadar güzel futbol oynadığı bir şampiyondaydı bu.Ben bile hayranlıkla takip edip şampiyon olmasını istedim.Cannavaro konusunda yalnız değilsin yani.
Chelsea kendi evinde öyle değil. maçın ilk dakikalarında golü bulur. Adamın hevesini kursağında bırakır orası ayrı da, maçın son birkaç dakikasında, verilen istatistik bilgisinde kaleyi bulan şutu yoktu Barca nın. Kaybolup gittiler izlediğim bölümde. Neyse kalbimizden geçen kazandı. Darısı finale. 🙂
İyiler her zaman kazanır.