Seçmek ya da seçememek

Seçmek ya da seçememek

Seçimlere sadece birkaç gün kaldı. Caddeler, sokaklar, mahalle araları inanılmaz bir renk cümbüşü içinde. Partilere ait flamalar her tarafı bayram yerine çevirmiş vaziyette. En azından olumlu bakmak istediğim için böyle görüyorum. “İstersen donatalım dört yanı bayraklarla” diye bağırmanın hakkını veriyorlar vesselam. Bir de şu var, ekonomik kriz falan diyoruz ama bu seçim ekonomisi inkâr edilemez bir canlılık verdi tüm ülkeye. Esnaf bir nebze olsun nefes aldı belki de. Seçim havasının en olumsuz tarafı bangır bangır mahalle aralarından sesleri son ses geçen seçim arabaları. Hayır, söylediklerini anlayabilsek bi derece ferahlayacağız, fakat söylenilenlerin ya ortasından ya sonundan ya da başından bir şeyler yakalayabiliyoruz. O da anlam kirliliğini en derinden yaşattırıyor.

Tabi ki yurdumdan seçim manzaraları minvalinde bir yazı olmayacak, yazarken daldık gittik işte. Bu seçimler güzel yurdumdaki her seçim gibi çok büyük önem taşımakta çünkü politikacı amcalarımız hep öyle diyor. Demokrasi var ya memlekette! O sebepten olsa gerek. 4–5 yılda bir sandık başına gidiyoruz oy kullanıyoruz ve bizi yönetecek kişileri belirliyoruz! Hadi canım sende, milletvekilleri belirlenirken söz aldın mı sayın vatandaş? Belediye başkan adayları için hiç fikir belirttin mi peki? İl genel meclisi ne işe yarar, nasıl aday olunur fikrin var mı? Hepsini geçtim muhtarını tanıyor musun ey vatandaş?

Neyse, ben demokrasi üzerine de bir yazı yazmayacaktım, ki yine daldık. Gelelim esaslı meselemize. Bu seçimlerde Büyükşehir Belediyelerini hangi partiler ya da adaylar kazanır? Geçmişten günümüze ufaktan bir çözümleme yapmaya çalışalım. 2896 kişiye soramadım o yüzden oy dağılımını veremeyeceğim. Analiz, tez, sentez peşindeyim. İstanbul, Ankara, İzmir ne olur onu tartışacağım. Bu seçimler bir kırılma yaratabilir mi? İktidar daha da güçlenerek mi çıkar; yoksa kendi içinde çatlak sesler yükselmeye mi başlar? Halk iktidardan memnunsuzluğunu sandığa yansıtırsa olası bir erken seçim gündeme gelebilir mi? Ya da iktidar oy oranını arttırıp “kral da benim, padişah da benim” der mi? Bu soruların cevaplarını hep beraber seçim öncesi incelemeye çalışalım. Seçim bittiği zaman “nasıl olsa herkes ben demiştim zaten” diyecektir.

Öncelikli ilimiz İstanbul. İstanbul’da seçim iki aday arasında geçecek gibi. Ya Topbaş devam edecek ya da Kılıçdaroğlu Türk siyasetine yeni bir soluk getirecek ve yeni bir sayfa açacak. Öncelikle Aralık 2008 öncesine dönersek yoldaki 10 vatandaşın 9’u Topbaş bu seçimi kazanır derdi. Ve de emin olarak söylerdi. Mart 2009 da ise yine büyük çoğunluk Topbaş kazanır demekte ama arkasından da “acaba” sorusunu sormakta. Türk siyasetinde son dönemlerde pek göremediğimiz, belki de hiç göremediğimiz bir rol-model AKP iktidarının karşısında belirmiş durumda. Tam olarak söylemek gerekirse hem AKP, hem de BAYKAL kliğine karşı ciddi bir muhalefet söz konusu. Ama Baykal akıllı adam, hemen ipini çekti KILIÇDAROĞLU’nun. Kılıçdaroğlu seçimi kazanırsa İstanbul’un sorunlarıyla boğuşacak; eğer seçimi kaybederse de karizması çizilecek, artık meclis koridorlarında pek sükse yapamayacak. Her iki durumdan da karlı çıkacak tek isim tabi ki BAYKAL olacak.

Neyse yine seçimlere dönersek, bu seçimlerde İstanbul’u kazananı benim tahminimce seçimlere katılım oranı belirleyecektir. 2004 yılı seçimlerine baktığımızda katılım %68’lerde. Bu da şu demek oluyor. AKP’nin aldığı toplam oy: 2.090.636 iken, oy vermeyenlerin toplam sayısı: 2.428.346. Yani oy vermeyenlerin partisi seçimin mutlak galibi. Bu seçimlerde sandık başına gitme oranı artarsa seçimin yönü değişebilir. KILIÇDARĞLU’na seçimi bu nokta kazandırabilir. Yine KILIÇDAROĞLU’nun kazanma şansını yaratabilecek bir diğer nokta; mevcut AKP yönetimine karşı “merkez sağ”ın güçlü bir alternatif yaratatıp, oyları bölebilmesiydi, fakat bu gerçekleşmedi. Bu KILIÇDAROĞLU’nun seçilme şansını oldukça düşürmekte. Geçmiş seçimleri incelediğimizde ne demek istediğimi daha net anlatabilirim.

1989 seçimlerini Nurettin Sözen’li SHP kazanırken oyların %35,6’sını almıştı. DSP ise %13,5 alarak solun oylarını ikiye bölmüştü. Bu da toplamda %49’luk bir oran yapar. Merkez sağda ise ANAP+DYP= %38 ‘lik bir oran yakalamışlar. Refah Partisi ise %10,75’lik bir oran yakalamış. Tabi bunun yanı sıra 1989 yılında Anavatan iktidarının ne durumda olduğu da seçimi etkileyen önemli bir unsurdur. Fakat bizim incelediğimiz nokta merkez sağdaki iki partinin oylarının toplamının SHP’den fazla oluşudur. Seçimlere katılım ise %68.73.

Gelelim 1994 seçimlerine. Bu seçimlerin sonucu bize Türk seçmenin oylarının ne kadar yanardöner olduğunu kanıtlamaktadır. Seçimin galibi aldığı %25,3’lük oy oranı ile Refah Partisi. Recep Tayyip ERDOĞAN siyaset sahnesine adımını atmakta. İkinci olan ANAP ise %23,3 oy oranına sahip. (Arada 84.000 oy fark var) DYP %13,5 orana sahip. Merkez Sol ise iyice gerilemiş durumda. SHP %16,9 oy oranına sahipken, DSP %14,4 oy oranını yakalamış. Bir önceki seçimlerde toplam %49’u bulan Merkez sol bu seçimlerde %30’lara gerilemiş. Ancak oylar bölünmese seçimin galibi olacaklar. (Bu arada bu seçimlere katılan CHP’nin oy oranı %2’lerde.) Seçimlere katılım %87.89.

1999 seçimlerinin galibi kapatılan RP’nin devamı olan FP. Yakaladığı oy oranı %24.48. Ama asıl sorun şurada. DSP’nin yakaladığı oy oranı %24.14. Ve arada sadece 17.000’lik bir oy farkı var. Peki, CHP’nin aldığı oy miktarı ne derseniz o da 597.858. Yani 20.000 CHP seçmeni DSP’yi tercih etse seçimin galibi Merkez Sol olacak. Merkez sağ ise ANAP+DYP %23 ‘te kalmış. Seçimlere katılım ise %82.63.

2004 seçimlerinin mutlak galibi ise %42 oy oranı ile AKP. Merkez Sağ bu noktada erimiş vaziyette. Merkez sol CHP’de birleşmiş gibi gözükse de bu durum seçimi kazanabilmek için pek yeterli olmamış. Şu nokta önemli 1989–1994–1999 da Merkez Sol’un oy oranı devamlı olarak %30’un üzerinde olmuş 2004 yılında ise %25,7 olarak dağılmış. Bu seçime katılım oranı ise %68,94.

Sonuç olarak İstanbul için benim tahminim, TOPBAŞ karşısında merkez sağ’dan bir alternatif olmadığı için KILIÇDAROĞLU’nun seçimi kazanma olasılığı oldukça zayıftır. Ama bu TOPBAŞ’IN garanti seçileceği anlamına da gelmez. Oy verme oranı yükselirse KILIÇDAROĞLU’NUN oy oranı da yükselir, fakat bu seçilmesine yeterli olabilir mi onu da pazar akşamı öğreneceğiz. Kalbimizden geçeni bir tarafa bırakırsak TOPBAŞ yüksek ihtimalle %4–7 oy oranı farkıyla yeniden seçilecektir.

Ankara için yazacaklarım vardı yoruldum. Zaten başkent için bir şey yazmaya gerek yok. Seçimin galibi burun farkıyla finişe girecek. GÖKÇEK, YAVAŞ, KARAYALÇIN arasındaki yarışı çok az oy farkı sonucuyla göreceğiz. Kimin kazanacağını kestirmek güç. Ama şu kesin kim seçilirse seçilsin sürpriz olmayacak.

İzmir’de sonuç belli aslında KOCABAŞ açık ara ipi göğüsleyecektir.

Olasılıkları yeniden değerlendirelim. AKP eğer Ankara ve İstanbul’da ipi yeniden göğüslerse seçimlerden istediğini almış olarak çıkacaktır. Genel toplamda da oy oranı CHP’nin %15-20 üzerinde olursa değmeyin AKP’nin keyfine.

Eğer CHP hem İzmir, hem Ankara, hem de İstanbul’u kazanırsa “yok artık Ali Sami” deme zamanı gelir. Aragones’li Fenerin şampiyon, Baykallı CHP’nin iktidar olması güzel yurdumda görülecek türden hareketler olduğu için seçim sonunda en çok “havasına, suyuna taşına toprağına …” şarkısını bolca dinleyeceğim. Bu bir rüya olmalı diyerekten hayata devam edebiliriz. Bu durum AKP için tehlike çanlarının çalması ve karizmatik-otoriter lider modelinin sorgulanması anlamına gelir. Bu da sonun başlangıcı olacaktır.

AKP İstanbul, CHP İzmir, MHP de Ankara’yı alırsa alın size kardeş payı nasıl olurmuş sorusunun cevabı. Ama bu kardeş payı gibi gözükse de benim tahminim Türkiye Cumhuriyeti için sonun başlangıcı demektir. Hiç de iyi sonuçlar getirmeyecektir. Neyse bakalım izleyelim ve görelim.

29 yorum
  • Ankarada Gökçek – Karayalçın savaşının MHP’ye yaradığını düşünüyorum. Ve nedense orada gönlüm Yavaştan yana.

    İstanbul’da katılımın yine düşük olacağını sağ partinin sağlam bir adayının olmamasının da Akp’yi daha da yükseltip Chp’ye %15-20 lerde bir fark yapacağını bekliyorum. Umarım yanlırım ve Kılıçdaroğlu’nu başkan olarak görürüz.

    İzmir’de AKP’ye tepki oylarının daha da büyüyeceğini düşünerek CHP’nin rekor bir farka ulaşacağını söylemek içinse siyaset profesörü olmaya gerek yok.

    Ozan neden 3 farklı partinin büyük şehirleri kapmasının sonun başlangıcı olarak görüyosun?

  • Seçim sonuçları konusunda dea ile aynı düşünüyorum. Kazansa bile Ankara Akp nin kendini sorgulamaya başladığı yer olacaktır. Ayrıca İstanbul un süpriz yapma ihtimali mevcut. Toplamda 1. çıksa bile Akp oy kaybedecektir.

  • Yazını bekliyorum Ozan.

    Bu arada dün akşam saat 11’i 5 geçerken programı başlatıp 12’de seçim yasakları başlıyor diyerek programı kapatan show tv’yi ve akşam gazetesini kınıyorum. Aynı zamanda akşam gazetesinin ve yazarlarınında beş para etmez olduğunu düşünüyorum.

    Programa muhalefet liderini alıyorsun 45 dakikada bir bok soramıyorsun zaten bunun 15-20 dakikası helikopter kazasına gitti. Tam düzgün bir yerden konuyu girildiğinde “sayın baykal seçim yasakları giriyor lütfen konuyu kapatalım.” deniyor.

    Arkadaş böyle yapacaksan hiç çağırma yada “yemekteyiz” programını yayınlama. Bir gün önce de Başbakanın çıktığı bu iki programda elle tutulur gözle görülür bir sorunun çıkmamasıda ayrı bir konu. Bence sayın baykal evde yemekleri kim yapar? kimin sözü geçer gibi sorular sorulsaydı ?

  • Akp nin düşüş oranı beklediğimden çok daha az oldu. Halbuki bu iyi bir fırsattı. 🙂 Birçaok ili kazansa da kaybettikleri iller ve oy durumu nmevcut.

  • Bence CHP için başarılı bir seçim oldu. Ankara ve İstanbul’da son ana kadar savaştılar. Antalya’da büyük bir başarı elde edildi. Memleketimde çok öndeler ( Tekirdağ,Edirne,Kırklareli ). İstanbul’da en önemli yerleri aldı.( Beyoğlu’nda ki seçim durumuna sürekli F5 yapıyorum hala inanamadım) Kadıköy, Bakırköy,Ataşehir, Avcılar güzel cevaplar verdi hükümet partisine.

    Biraz ağır olabilecek bir düşüncem var. Maddiden ziyade beyin olarak varoş olan insanların yoğun olduğu yerlerde AKP’nin kazandığını düşünüyorum. Bu oy atanların çoğunun da bir beklenti içerisinde olduklarından dolayı AK Parti’ye oy attıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

    Dikkat edin haritanın nerdeyse tamamı sarı gibi gözüksede Başbakan hiç memnun değildi durumlardan. Çünkü önemli ve hedef gösterilen şehirlerde başarısızlık vardı( Trabzon harici). Kale dediği İstanbul ve Ankara’da bile zor anlar yaşadılar. Hatta iddia ediyorum. CHP’nin yanlış adam tercihi sayesinde Gökçek’in kazandığını düşünüyoruym. Burada da Mansur Yavaş’ın bir marka olmaya başladığını ve MHP’nin başkanlık koltuğuna bile gelebilecek bir alçakgönüllükte ve dürüslükte olduğunu da altını çizmek istiyorum.

    Çok düşündüm yeter…

  • Bu secimler CHP’nin Baykal’dan kurtulmasi gerektigini bir kez daha “kafamiza vurdu”. Ankara CHP icin guzel bir ornek olmali. Melih Gokcek son secime gore % 20 civari oy kaybetmis, MHP bu civarda arttirmis, CHP % 15 arttirmis. Gokcek’ten giden oylar MHP adayina gitti buyuk ihtimalla, peki bu CHP oylari nereden geldi? Gecen secimde % 20 oy alip bu secimde % 1 oy almis DTP bize ne anlatmaya calisiyor?

    CHP Dogu ve Guneydogu’ya bu yaklasimi sergiledigi surece % 20 civarinda gezip duracak. Haritanin sag tarafinda % 10 bile oylari yok ve bunu arttirmaya da gayretleri yok. Tayyip Erdogan gecen secimden once alt-ust kimlik muhabbeti yapti, bolgeye 5 gram faydasi olmamasina ragmen oylari patlatti, sadece lafla, sifir icraatla yapti bunu. DTP genel oy oraninda % 5-6 civarini gecemiyor senelerdir. CHP’nin hedeflemesi gereken kitle bellidir, bu ulkede sosyal ve kulturel baski altindaki Kurtler ve Aleviler ile emegi somurulen, cocugunun karnini doyuramayan emekciler. CHP ancak bu sayede 70’lerin oncesi gunlerine doner. ’80 oncesi CHP laiklik diyerek 500.000 kisiyi meydanlara toplamiyordu. Baykal’la ve bu zihniyetle yarin AKP 15’e bolunse oradan dogan bir parti en az % 25 oy alir, CHP yine % 20’de kalir, arada bir kurulan koalisyon hukumetlerinin yancisi olur, baska da bir sey olmaz.

  • İstanbul’un kuşatması bertaraf edildi.
    Bilen biliyor. Seçim sandığında görevliydim. Çok sinir stres bir iş daha da tövbe yapmam.
    Alfredo haklısın çobanın oyu ile senin oyu bir mi? Utanma bunu da söyleyiver olsun bitsin bu iş.
    Akp; Daha sert bir darbe yemeliydi. Kibirin,şımarıklığın cezasını çekmeliydi. Kendilerini çıkartan halkın yine bir hamle de kendilerini indirebileceğini anlamalılardı. Böyle bir memnuniyetsizlik(!) değilde akıllı olmazsak genel seçimlerde bitebiliriz uyarısı almalıydı.
    Chp; Anlamıyorum ben bu adamları, madem Kılıçdaoğlu’nun üstüne spotları yaktın. Bari parladığı yerde koysun adaylığını. Ankara’yı dolayısıyla bir büyükşehiri almış ol. Koy çoçuğu. Nasılsa Ankara çöktü sıra İstanbul’da dersen güçü bölersen olacağı bu. Kendi düşüncem eğer Kılıçdaroğlu bağımsız aday olsa zaten bu oyu alırdı. Yani en büyük pranga Kılıçdaroğlu’nun ayağında ki CHP.
    Mhp ve diğer sağ partiler; Artık yeni bir yüz yeni bir heves be kardeşim. Bu kadar da altın tepsi ile Akp ye seçim verilir mi?
    Dsp ve diğer sol partiler. Varlığınız ile yokluğunuz bir.

  • dellez; Bu çok sağlam münazara konusunda ise tarafımı öğrenmiş oldun. Ayrıca 10 üzaerinden mi 8 100 üzerinden mi? 🙂

  • Iğdır’ın bu şekilde sonuçlanması üzücü bir konu.
    http://secim2009.sabah.com.tr/Igdir-merkez432.html

    Yahu bırak bu işleri dea. Partici değilmişmiş. Tosunun kemiklerinin iri olduğu söylemine daha çabuk inanırım. Sitenin girişine ok işaretlerini koymadığı kalmış hala diyor ki partici değilim. Benim içinde bir başlık koy oraya yar saçların lüle lüle kemal sana güle güle.

    Ağa ; “Ne kadar kötü boktan şey varsa hepsi ülkücülerden çıkmadır. Bütün devrimciler delikanlı, esaslı insanlardır.” Hala bu söylemde insanlar varsa takdir ediyorum. Müzeye koyalım.

    Ekşide şöyle bir şey buldum. 1946 seçimleri ile ilgili.

    “aslinda o yil secimler yapilmayacaktir ama o sene kosedeki hilmi bey amca’nin ulseri azdigindan, 1947 yilinda yapilmasi gereken secimler, rahmetli inonu tarafindan bir yil one alinmistir. dortlu takrir’i veren celal bayar , adnan menderes , fuat koprulu ve refik koraltan , chp’nin secimleri bir yil one almasini baskin secim olarak niteleyip suyu bulandirmaya calismislarsa da basarili olamamislar, tum hazirliklarini tamamlamis olan chp’nin ulkeyi secime goturme gibi demokratik bir hakki kullanmasina mani olamamislardir.

    secimin erkene alinmasinin bir nedeni de, ikinci dunya savasi sonrasinda yeniden kurulan dunyada, ulkenin saglam temellere dayanan ve yirmi uc yillik koklu demokrasi ve parlamenter sistem deneyimini taçlandirmaktir. bu kadar iyi niyetli temellere sahip bu girisimin, yine muhalefet tarafindan marshall yardimi cercevesinde yapilacak askeri yardimlara abd nezdinde hak kazanabilmek icin demokrasiye gecilmis süsü verilmek icin yapildigi iftirasi da tamamen uydurmadir.

    secim acik oy gizli sayim gibi ingiltere’de 316, abd’de 184, kongo’da 47 yildir uygulanan modern usulde yapildi. herkes ozgurce oy verecegi partiyi soyledi. sayimlar, secimin yapildigi gunlerde hava son derece ruzgarli oldugu icin oy pusulalarinin ucmamasi maksadiyla kapali mekanlarda yapildi. yer yer cikan gunesin muhurleri eritmemesi maksadiyla oylama acik yapilmisti zaten. oy verme esnasinda muhalefete oy vermek isteyen vatandaslarimiza sandik basindaki jandarmalarin fiziksel siddet uyguladigi da tamamen icimizdeki irlandalilar’in yalanidir.”

  • @ werdure: Aysun Kayacı yakıştırmandan pek bir anlam çıkaramadım. Düşünüyorum düşünüyorum çıkmıyor yahu.

    Oy çalma, değiştirme değilde Beyoğlu’nda saat 1’e kadar ( sonrasında uyudum) %10-12 önde olan bir parti 3000 küsür oyla nasıl seçimi kaybeder aklım hala eremedi.