O kadar tribün peşinde koşturuyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz. Peki bunları kimin için yapıyoruz? Tamam arma, forma, şan, şeref, renkler için tabii ki, ama saha içinde de etki alanımızda bulunan sporcular var. Somut olarak verdiğimiz desteğin hedefi en nihayetinde onlar. Deplasman yasağının olmadığı her maçta sahadaki her adamın destekçisi var tribünde. Ya kimin yok? Gariban hakemlerin. Bu noktadan sonra olay kopucak, ütopik noktalara kayacak hatırlatayım.
Geçen akşam işten çıktıktan sonra arkadaşlarımı topladım tribünden, hepsine de bira ısmarladım. Dedim ki; bakın oğlum Fener tribünü bitti artık uzatmaları oynuyoruz, içimizdeki enerjiyi aynı mecrada başka amaçlar uğruna sarfetmeliyiz. Nası lan diye çıkıştılar, biz Fenerbahçeliyiz adamın diye beste yazıyorlardı, durdurdum. Projemi açıkladım. Çocuklar, bundan sonra hakem camiasından bir tane seçip jübilesine kadar maçlarda onu destekleyeceğiz. Hatta güncel olandan bir tane de örnek verirsek, Halis Özkahya! Canım Halis, kendini aratsa gogıldan bu siteye yönlenecek ve belki de inanıp ne maçlar yönetmişim de hayranlarım oluşmuş diyecek. Feci hayal kırıklığı. Halis’i bir kenara koyalım şimdi, “Kara Sevda” ismini verdiğim tribün grubundan ve organizasyonlarımızdan bahsetmek istiyorum.
Mekanik listeleme yöntemiyle değil de, dinamik virgülleme yoluyla anlatacağım. Düşünsenize, her iki takımın taraftarıyla da “ibne hakem, hakem noluyor götün başın oynuyor, selçuk gol gol gol” gibi tezahüratlar yüzünden mevzu yapabilicez. Halis’in götü başı oynamaz laan, ne ibnesi harbi erkek laan! Çat kontra, Haalis sikeer! Siyah hakem tişörtlerimiz, ellerimizde ofsayt bayrakları, reisimiz de bağırmayan taraftara atılması suretiyle bulundurulan köşe gönderi… Allahım modellere gel. İşte böyle bir durumda Hagi bilirdi Erol Ersoy’a tüküremeyeceğini. Mahkemeyi basardık şerefsizim, bak çok sinirledim şimdi. Bi’ hafta Bank Asya’da hoplarken, öteki hafta belki de Kayseri’de zıplıcaz. Her hafta ayrı bir heyecan olacak atama yerini beklerken. Tribünlerde bize ayrı bölüm ayrılacak, bize ayrılan biletler için Cevahir’de sabahlıcaz çünkü hepi topu 20, bilemedin 30 bilet çıkıcak. Avrupa’da maç yönetmesi gerekecek gün geldiğinde, Brüksel sokaklarını arşınlıcaz siyah esvaplarımızla. Ya peki maçtan önce hakeme yumruk şov yaptırmak?
MHK başkanından rant amacıyla bilet koparmaya çalışan güçlerle papaz olabiliriz, bizden esinlenip başka hakemleri destekleyen gruplarla maçtan sonra kapışabiliriz Ayhan Yücebilgiç yönetmeliydi bu maçı gibi sudan sebeplerle. Ütopik ama size de eğlenceli geldi gibi di mi? Halis duy bu sesi, düdük çal uçur bizi !
İki sorum olacak.
Birincisi “Tayfayı öğrenmemiz mümkün mü?”
İkincisi de “Ne içtin Ulviciğim?” falan değil de hani bu Çin Mahalleli Amerikan filmlerinde tekkeler oluyor, böyle basık tavanlı falan. İçeride Stephen King’den “The Fog” misali bir hava durumu… Bu müessese İstanbul’da nerede açıldı, onu öğrenmek istiyorum.
Arz ederim, canım kardeşim.
Bir de tavsiyem olacak, zihniyet ve yapı hoşuma gittiğinden ve müdahil olmak istediğimden. Hani biz Fenerbahçe tribünü konusunda vefa vb. bir takım beşeri zaafiyetlere karşı hassasız ya. Burada da o işleri kovalayalım. Mesela bir eski hakem seçelim. Mütemadiyen ona tezahürat yapalım. İhsan Yüce ya da Oğuz Sarvan olabilir. Hatta ağanın eli tutulmaz, “Her ikisi de olsun” derseniz, bana uyar.
Tebrik ve teşekkür ediyorum, dea kardeşim.
Bize, ben çocukkenki bir Eskişehir maçında 4 penaltı birden vermesini unutamıyorum Sadık Deda’nın. Her ne kadar Eskişehir taraftarı, bu muhterem insanın isminin başına “İ…” getirerek “Yeter artık” diye bağırdıysa da bilenler bilir, 4 pozisyon da penaltıydı.
Bana kalırsa her maç, penaltı attığımız o dakikalarda aşağıdaki şekilde bağırarak, hem Fenerbahçe Tribünü geçmişimize atıfta bulunmuş oluruz, hem de vefa ödevimizi yaparız.
Lay lara lay lara lay lara lay lay
Lay lara lay lara lay lara lay lay
Sa-dık De-da
Performans iyice düştüğünde ise şöyle moral verilebilir.
En başta Ali İpek,
Başkanların hepsi inek.
Yönetimler hepten kelek.
Aldırma Halis aldırma.
Reisin tensibine arz olunur.
uçmuş bu adamlar 🙂 BÖ gör bunları gör 🙂
alican lakot olsaydi onu desteklerdik, adamin ismini soylemesi cok guzel, tonla tezahurat da yazilir.
ictik sarap, cektik ot
alemde kral alican lakot
Yok yahu bilgisayarlar farkli. “Aga” oldugunda evdeyim “aga” oldugunda okuldayim demek oluyor. Hayranlarim nerede oldugumu daha kolay takip edebilsin diye yaptim bunu.
Bir de soyismi ile müsemma Maksut Balta vardı.
KARA SEVDA ULAN!!!
İBB tribününde düşündük biz kendimizi.
Aylık akbil + ibb bursu.
Seçimlere doğru talep artırışına da gidilebilir, olmazsa kontra besteler, sopalı Kılıçdaroğlu pankartları.
Metrobüsler bizim, kadıköy deplasmanına da ido ile gideriz. Birde Toki’den ev verdilermi. Alem tribün görür.
Yalnız bir sıkıntı ihtimali var… Aziz Yıldırım, sırf zorluk çıkarmak için MHK Başkanı olabilir.
Ya bu yazıda beni ilgilendiren tek yer Ulvi denen insan musveddesinin “””Geçen akşam işten çıktıktan sonra arkadaşlarımı topladım tribünden,
hepsine de bira ısmarladım
. “”” palavrasıdır…